Menü
İstatistik
Toplam çevrim içi 4
Ziyaretçi 4
Kullanıcı 0
Anasayfa Erzurum Dili/Dadaşça
19:36 Erzurum Dili/Dadaşça |
| Merhabalar... Erzurum Doğu Anadolu'da jeopolitik öneme sahip bir il olduğu için tarih boyunca farklı topluluklar bu bölgede yaşamış, kaynaşmış ve yine bu bölgenin dili de bu sentezik yapıdan payını almıştır. Htitlilerden Urartulara, Urartulardan Medlere, Bizans'tan Osmanlı'ya ve Türkiye Cumhuriyeti Dönemi'ne kadar zengin bir kültür evrimi yaşamış Erzurum. Erzurum halkının konuşma dili incelendiğinde tespit edilmiştir ki bu dil öz Türkçe, Azerice, Ermenice, Lazca, Rumca, Kürtçe kelimelerle iç içe geçmiştir. Pek çok insan zanneder ki o bölgeye ait ya Türkçe'nin kabaca söylenişi ya da argo sözcüklerdir bu dili oluşturan öğeler. Oysa ki bilindiği üzere özgün yapısını tarihsel sürece borçludur. Bu bölgeye ait bazı kelimeleri anlamlarıyla birlikte vereceğim. Kimileri çok garip ya da komik gelebilir. İşin içinde mizah da olacak tabi... Erzurum şivesinden bazı örnekler: axpın : Eve yakın tarla ya da gübre dökülen yer. (Rumca kökenlidir.) aşgar : kir, pasak, solmuş (nesneler ve özellikle giysiler için) goggozlanmak : Efelenmek, dayılanmak, boş yere kendini ispat etmek için kaba davranmak. devamsız : Gereksiz yere konuşan, anlamsız işlerle uğraşan kimse. ergişi : Yetişkin erkek. (Azerice'de de kullanılır.) potam : Nehir, akarsu. (Rumca bir kelime olup Mezopotamya sözcüğünün kelime kökeninde de yer alır.) boğozli : Çok yiyen, obur, aç gözlü. fenikmek : Nefes nefese kalmak, telaşlanmak. gıjıklı : Saçları dağınık, bakımsız. (Kürtçe kökenli bir kelime olup daha çok kadınlar için kullanılır.) elegıjık : Alkarısı, eski Şaman inancında da yer alan özellikle doğum yapan kadınlara musallat olan ve atları rahatsız eden hayali varlık. kıjğırmak : Hıçkırmak, yüksek sesle feryat etmek. dal : Bel ,sırt. Ör: Ele dalım ağırer ki tohtora gidem de bi bahsın. uşah : Çocuk. (Karadeniz Bölgesi'nde de çocuklar için uşak kelimesi kullanılır.) Ör: Onlar emi uşaği, dögüşürler de barışırlar da... ayam : Hava, havanın durumu. salma seyik : Serbest, rahat, gevşek olan. cırbıt : Çapak. kefter : Yaşlı, ihtiyar. (Amiyane bir tabir olup Kürtçe kökenlidir.) culux : Hindi. (Burdaki x sesi Kirl alfabesinde var olan gırtlaktan söylenen k, g ve h seslerinin karışımıdır.) termaş : Şanslı, talihli (Ermenice) xeşeng : Yorgun, bitkin. Ör: Ele xeşeng düşmüşem ki sanki bi ton kötek yemişem. hagos : Bağ, bahçe veya tarlaları sulamak için açılan kanal, ark. (Ermenice.) xetircek : Tandır üzerine konulan demir parçası. egiş : Ekmek pişirenlerin kullandığı maşa. emi : Emmi, amca, babanın erkek kardeşi. bibi : Hala, babanın kzkardeşi. eze : Teyze, annenin kızkardeşi. ağabeci : Ağabeyi, abi. baci : Bacı, kzıkardeş. aba : Abla, yenge (Sülaleden herhangi bir geline de söylenir.) xıngel : Mantı. kete : Çörek. (Kürtçe'de de kullanılır.) dığa : Yaramazlık yapan çocuklar için kullanılır. (Ermenice çocuk anlamındadır.) loppe : Şişman, sevimsiz kimse. tecüz : Yaramaz. pexıl : Kıskanç. peştemal : Kadınların eteklerinin önlerine iş yaparken bağladığı cepli giysi. cılbağa : Zayıf, ince, çelimsiz. salaxana : İşi, gücü olmayan, başıboş. şoşartmak : Abartmak. teşti : Leğen. (Kürtçe kökenlidir.) öteyin : Az önce. bıldır : Geçen yıl. çenga : Çeper, çit. pingal : Kümes hayvanlarının yumurtlamaları için yapılmış yer. pin : Kümes. merek : Samanlık. aşkana : Aşhane, mutfak. leçek : Başörtüsü. kor : Kör, görme engelli ya da baktığı halde göremeyenler için kullanılır. (Erzurum'da adliyeyi ararken amcanın birine adliyenin nerde olduğunu sormuştum, tam da adliyenin önündeymişim. Amca da "Gözin kordur, diya da ögünde durmuşsan." demişti.) ebe : Babaanne ya da anneanne. yobaz : Ukela. (Dini konularda aşırılığa kaçan anlamında olan yobazla bu yobaz farklıdır.) torpağ başan edem : Toprak başına. mozzık : Dana. xınık : Sümük, fırtık. (Rumca) segirtmek : Koşmak. kov : Dedikodu. bemırat : Muratsız, murat almayasın anlamındadır. (Farsça Kökenlidir.) yalavuz : Yalnız, tek. guzzık : Kambur. bayaxta : Az önce, demin. gındırlanmak : Yuvarlanmak. degirmi : Derin. gumzuk : Yumruk. tar : Tavukların çıktığı yüksekçe yer. çay kurmak : Çay yapmak. cakkıl : Çeşmeden su getirmek için kovaların asılması için iki ucu çengelli büyükçe sopa. saxoyul : Ahır süpürgesi. |
|
|
















